Aşık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2016 Pazar

Aşık Erbabi : Pezevenk

PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile açar pezevenk
Komsusu aç iken kendisi toktur
Sanki melek olmuş uçar pezevenk
. . . . . .
Karanlik işlerde zıplama ister
Evine granit * kaplama ister 
Dünya mektebinden diploma * ister
Insanlık dersinden kaçar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabına çeşmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komşusunun yüzüne bakmaz
Selamsız sabahsız geçer pezevenk
. . . . . .
Sanırsın Allah'la akde oturmuş
Cennete giderken macun götürmüş
Huriler'i dizip işi bitirmiş
Şimdi gılmanları seçer pezevenk
. . . . . .
Aydınlığa düşman yobazın dölü
Hu çekerken şişmiş ağzında dili
Erbabi, ülkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini saçar pezevenk

Aşık ERBABİ

5 Kasım 2016 Cumartesi

Gülay : Daha Senden Gayrı Aşık mı Yoktur


Daha senden gayri aşık mı yoktur
Nedir bu telaşın vay deli gönül
Hele düşün devr-i adem’ den beri
Neler gelmiş geçmiş, say deli gönül


Şu fani dünyada umudunu yüz
İnanmazsan var kitaba yüz be yüz
Evin mezaristan , malın bir top bez
Daha duymadınsa duy deli gönül

Günde bir yol duman çöker serime
Elim ermez gidem kisbü karıma
Kendi bildiğine doğrudur deme
Var iki kamile sor deli gönül

Gördüm iki kişi mezar eşiyor 
Gam gasavet gelmiş , boydan aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
Gelde bu dünyayı yor deli gönül

Mevlam kanat vermiş uçamıyorsun
Bu nefsin elinden kaçamıyorsun
Ruhsati dünyadan geçemiyorsun
Topraklar başına vay deli gönül

Kayseri/Sarız-Nesimi Çimen




25 Ekim 2016 Salı

Aşık Veysel 122 Yaşında


AŞIK VEYSEL 122 YAŞINDA...
SAYGI, SEVGİ, ÖZLEM VE RAHMET İLE ANIYORUZ.
TOPRAĞI BOL, RUHU ŞAD, MEKANI CENNET OLSUN...

Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın

Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın

Ne gelsemdi ne giderdim
Günden güne arttı derdim
Garip kalır yerim yurdum
Dostlar beni hatırlasın

Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş kim gülecek
Murat yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın

Gün ikindi akşam olur
Gör ki başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın

Aşık Veysel Şatıroğlu

Aşık Veysel'in Biyografisi

Aşık geleneğinin ülkemizdeki son temsilcilerinden birisi olarak anılan Türk Halk Ozanı. Saz ve bağlamanın en büyük isimlerinden birisi olan Aşık Veysel, diğer ozanların eserlerini seslendirmek dışında, kendi yazdığı şiir ve şarkıları da saz eşliğinde okuması ile tanınmaktadır. Hayatının büyük bir kısmını kör olarak geçiren Veysel, şarkılarında ölüm temasını bolca işlemiştir. 
Aşık Veysel Şatıroğlu25 Ekim 1884 tarihinde, Ahmet ve Gülizar çiftinin çocuğu olarak, ŞarkışlaSivas’da dünyaya geldi. Ailesinin kendisinden önce doğan iki kızını kaybetmesine yol açan çiçek hastalığı, Aşık Veysel’i de vurdu ve henüz yedi yaşındayken sol gözünü kaybetti. Geçirdiği talihsiz bir kaza sonucunda sağ gözünü de kaybeden Veysel, babasının hediyesi olan bir saz sayesinde, henüz genç yaşlarda müziğe başladı.
Babasının yakın bir arkadaşı olan Aşık Ala tarafından eğitilen Aşık Veysel, Pir Sultan AbdalKaracaoğlanDertli gibi büyük halk ozanlarının eserlerini burada öğrendi.
Aşık Veysel 20 yaşındayken, I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzeşları cepheye gidince, genç ozan yalnız kaldı. Bu süre içerisinde tek arkadaşı sazı olan ama şair, kendisini iyice müziğe verdi. Savaşın sona ermesinin ardından Esma adlı bir kadınla evlendirilen Veysel, bu evlilikten iki çocuk sahibi oldu. Fakat oğlu henüz on günlükken hayata gözerini yumdu. Esma’nın başka bir adama kaçmasının ardından henüz altı aylık kızı ile baş başa kalan Veysel, henüz çok genç yaşlardayken bu kızını da kaybetmenin acısını yaşadı.
1930’ların başında, Sivas’da edebiyat öğretmeni olarak görev yapan Ahmet Kutsi Tecer ile tanıştı. Tecer, Folk edebiyatının hak ettiği değere gelmesi ve folk eserlerinin kaybolmaması için uğraşıyordu; Veysel’in eserlerini de ilk defa kaleme alan kişi o oldu.
Her konuşmasında kendisine olan sevgi ve bağlılığını belirttiği Mustafa Kemal ATATÜRK ile tanışmak için Ankara’ya giden Aşık Veysel, bu isteğini hiçbir zaman gerçekleştirme fırsatı bulamadı, fakat Ankara’da ilk defa radroya çıkarak eserlerini ülke ile paylaşma fırsatı buldu. Her ne kadar Atatürk ile tanışma fırsatı bulamamış olsa da, Atatürk’ün vefatının ardından yazdığı ağıt ile, kendisine olan sevgisini gösterme fırsatı buldu.
Ahmet Kutsi Tecer tarafından davet edildiği Köy Enstütüleri’nde saz hocası olarak görev yapan Veysel, Arifiye, Çifteler, Kastamonu ve Akpınar’da eğitim verdi. 1965 yılında, T.B.M.M. tarafından müziğe katkılardan dolayı kendisine maaş bağlandı.
Aşık Veysel, 21 Mart 1973 tarihinde, doğduğu köy olan ŞarkışlaSivas’da hayata gözlerini yum
Aşık Veysel’in eserleri, ünlü A.B.D.’li gitarist Joe Satriani’den Türk metal grubu Pentagram’a kadar pek çok ünlü müzisyen ve gruba ilham kaynağı olmuş, eserleri bu müzisyenler tarafından albümlerinde kullanılmıştır.

Kaynak:Biyografi.info

19 Ekim 2016 Çarşamba

Aşık Özlemi'nin Biyografisi


Aşık Özlemi,Amasya’ya bağlı Gümüşhacıköy ilçesi İmirler köyünde yaşamış İstiklal savaşı gazilerinden Çolak Hüseyin’in iki oğlundan, büyük oğlu Çolağın Hasan olarak anılan Hasan BADEM’ in oğludur.
Aşık Özlemi(Muammer BADEM) 1957 yılında dünyaya gelmiştir.
Aşık Özlemi, küçük yaşta köylerine gelen aşıklardan çok etkilenmiş bu şekilde müzikle yolculuğu başlamış ve yıllar geçtikçe aşıklık geleneğinin içinde bulmuştur kendisini.
Ortaokul yıllarında sesi ve sazıyla dikkat çekmeye başlar.Muammer Badem’in, kendisini geliştirmesinde büyük etkisi olan büyük ozan Aşık Mahsuni Şerif ile bu yıllarda yolu kesişir. Anadolu'da ,Bektaşi kültürünün dost meclislerinde meşk(usta çırak ilişkisi) etme fırsatını da yakalar.
Ancak büyük ozan Mahsuni; yarım kalan eğitimine devam etmesini ister ve ortaokula yeniden kayıt yaptırıp bitirdikten sonra liseye kaydını yaptırır.
Yaşamında iz bırakan yıllarını bu dönemde yaşayacaktır.Muammer BADEM, ÖZLEMİ mahlasıyla ilk bestelerini yapar ve Anadolu'da tanınmaya başlar.
Lisede bir kıza aşık olur, kız da onu sever. Hiç ayrılmayacaklarına,her zaman buluştukları ağacın altında söz verirler.
Sevdiği kız ona,her zaman cebinde sakladığı isminin baş harfi oyalı mendilini bu ağacın altında hediye eder.
Özlemi, liseyi bitirdikten sonra Ankara Basın Yayın Yüksek Okulu’nu kazanır ve sevdalısı ile okulu bitirdikten sonra evlenecekleri sözüyle vedalaşırlar.
1980 ihtilali olmuştur ve Aşık Özlemi”nin “BİTANEM” şiiri Devrimci Yol Gençlik Derneği’nin panosunda asılı olduğu için dernekle ilgisinin olmamasına karşın tutuklanır ve hayatının iki buçuk yılı cezaevinde geçer. Okul hayatı da bitmiştir. Cezaevinden çıktıktan sonra ailesinin yanına döner.
Çektiği acıları sevdiğini düşünerek unutmaya çalışır.Ailesine,sevdiği kızı istemelerini diler.
Anne ve babası kızı istemeye gider ancak,kızın ailesi;bizim hapislerde yatan bir kişiye verecek kızımız yoktur diyerek kızlarını vermezler.
Vermedikleri gibi kısa bir süre içinde başkasıyla evlendirirler. Aşık Özlemi”nin yüreğine hiç sönmeyecek bir ateş düşmüştür o anda.
(Özlemi,çok üzülmüştü,kırılmıştı sevdiği kıza.Çünkü,birbirlerine söz vermişlerdi. Kaderine küsmüş,yeni bir hayata başlayarak,acısını unutmaya terk etmişti.Ancak içindeki aşk özlemi hiç bitmemiştir.)
Özlemi,yeni besteleriyle sanat camiasında iyice tanınmaya başlamış,konserlere,televizyon ve radyo programlarına daha sık katılmaya başlamıştı.
Sakin, mütevazı bir hayatı vardı.Bir gün,kendisini derinden üzen bir haber aldı.Yıllar önceki sevdiği kız ölmüştü.Donuk bir tavırla tepki vermişti.
Çünkü,içinde hala kırgınlık vardı.Ama içine ikinci bir ateş düşmüştü.
Hayatını kaybeden eski sevdiği kızın yakınları ısrarla onun cenazeye katılmasını istiyorlardı.Ancak Özlemi,kararlıydı gitmeyecekti.
Fakat gelmesi için ısrar ediliyordu.Ve,ısrarın nedeni sonunda açıklandı..Hayatını kaybeden sevdiğinin bir vasiyeti vardı.
Yakınlarına bir ağaçtan bahsetmiş ve o ağacın altında toprağa verilmek istemiş.İşte o ağacın yerini bilen tek kişi kendisiydi.
Özlemi, bir radyo programına konuk olur. Sevdiğinin ölüm haberinin acısı hala yüreğindedir.
Programda ilk türküsünü söylemesi istenir,ancak Özlemi”nin aklına yüzlerce türküden hiç birisi gelmez.
O anki hisleriyle sazının teline vurur ve ağzından şu dörtlükler dökülür:

BUGÜN BENİM EFKARIM VAR ZARIM VAR
DEĞME FELEK DEĞME DEĞME TELİME BENİM
GÜL YÜZLÜ CANANI YAR YAR ELDEN ALDIRDIM
ECEL OKU DEĞDİ YAR YAR GÜLÜME BENİM
DEĞME FELEK DEĞME DEĞME TELİME BENİM

LOKMAN HEKİM GELSE DOST DOST SARMAZ YARAYI
HİLEBAZ DOSTUNAN YAR YAR AÇTIK ARAYI
NE KÖŞKÜMÜ KOYDU YAR YAR NE DE SARAYI
BAYKUŞLAR TÜNEDİ DOST DOST DALIMA BENİM
DEĞME FELEK DEĞME DEĞME TELİME BENİM

ÖZLEMİYEM BAŞIM YAR YAR DUMANLI DAĞLAR
GÖZLERİM YAŞLI DA YAR YAR İÇİM KAN AĞLAR
GÜZ AYLARI GELDİ YAR YAR BOZULDU BAĞLAR
HAZAN YELİ DEĞDİ DEĞDİ GÜLÜME BENİM
DEĞME FELEK DEĞME DEĞME TELİME BENİM

Özlemi,o anki duygularıyla bu türküyü çalıp söylerken duygulanır ve türkü bittikten sonra cebinden sevdiğinin baş harfi oyalı mendilini çıkarır ve göz yaşlarını siler.
Aşık Özlemi’nin bu türküsünü ilk olarak Sabahat AKKİRAZ seslendirir ve ardından sayısız sanatçılar tarafından söylenmiştir.
Bu kadar güzel, duygulu bir türkü, yoğun duygular içinde doğmuştur. Aşık ÖZLEMİ’ye minnetle saygılar sunuyor,uzun ömürler diliyorum.
Ali ÇELİK
Yayın Tarihi :16 Aralık 2012

İstanbul'da 4 Mart 2014 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden
'Değme Felek', 'Suna Boylum', 'Ben Gülmedim' gibi sevilen eserlerin bestecisi ve söz yazarı Muammer Badem için bugün memleketi Amasya'nın Gümüşhacıköy İlçesi İmirler Köyü'nde tören düzenlendi.
'Aşık Özlemi' olarak tanınan Muammer Badem'in cenazesine Türkiye'nin birçok yerinden halk ozanı ve sevenleri ile katıldı.
Oğlu Ozan Can Bademi, kızı Ezgican Bademi, kardeşleri Mukaddes, Kemal ve Azmi Bademi taziyeleri kabul etti. Oğlu ve kızı güçlükle ayakta dururken yakınları tarafından teskin edilmeye çalışıldı.
Cemevi önündeki törende yapılan konuşmaların ardından Muammer Badem, aile kabristanlığında toprağa verildi.

Kaynak :http://www.kargali.com/index.php?option=com_content&task=view&id=208&Itemid=133

Aşık Mahzuni Şerif'in Biyografisi



1940'ın başlarında, ileride 'Pir Sultanların' ölümsüzlüğünün en büyük kanıtlarından biri olacak Mahzuni Şerif, Afşin' in Berçenek Köyünde doğar.
1956 yılında Berçenek'e gelen ilk okuldan mezun olur.
Berçenek'in okulsuz yıllarında, Elbistan'ın Alembey Köyü'nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur'an eğitimi almış, Eski Türkçe okumuş ve yazmıştır.
1957 yılında Mersin Astsubay Okulu'na gider. 17 yaşındayken babasının zoruyla dayısının kızı Emine ile evlenir.
Bu evlilikten bir kızı olsa da Mahzuni bu evliliği bir mektupla bitirir.
1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu' nu başarıyla bitirir.
Başarısının gereği Kuleli Askeri Lisesi'ni aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk edebiyatına gönül verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir.
1961'de Ankara'da İtalyan asıllı Sovina (Suna) isimli bir kızla tanışır.
Bu evlilikten Züleyha, Emrah, Ferhat adlı üç çocuğu olur. Bu yıldan itibaren, sevip gönül verdiği yoldan giderek, yüzlerce plak ve kaset yapar.
Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur.
1971'de Mahzuni üçüncü eşi Fatma Hanım'ı görür beğenir sever ve evlenir.
Bu evliliklerinden Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adlı dört çocukları olur.
Aynı yıl gerçekleşen askerî darbeden sonra kurulan Nihat Erim hükümeti nin Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarına kıymasına dayanamayıp 'Erim Erim Eriyesin' türküsünü patlatmasından dolayı hemen tutuklanıp dört ay cezaya çarptırılır. Tahliye olur ve yeniden tutuklanır.
1972'de Gaziantep'deki evi kundaklandı. Ozanmız'ın tüm ödülleri ve arşivinin yandığı söyleniyor.
1973 yılında halkı suça teşvik etmekten tutuklanır. Ankara'da Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanır.
1962 - 1988 sürecinde defalarca saldırıya uğrar, evi yakılır, mahkemelik olur, tutuklanır, hapse atılır, dövülür, dişleri sökülür...
1989 -1991 yılları arasında 'Halk Ozanları Derneği' genel başkanlığını yapmıştır.
1997 yılının haziran ayında Almanya'da beyin kanaması geçirip, Almanya'nın Ulm Şehrinde tedavi görür.
1998 yılında, 58 kaset sahibi olan Ozanımız, dünyanın yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı aldı.
Bir çok yabancı ülkede deyişleri değişik dillerde okunmuştur.
Tüm türkülerinin yer aldığı 8 kitabı bulunan Ozanımız'ın, Bektaşi Kültürünün ve Anadolu Ezgilerinin dünyaya tanıtılmasında önemli bir yeri vardır.
2001 yılının başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alındı.
Mayıs ayında, günümüzün Pir Sultan'ı Aşık Mahzuni Şerif, bir kez daha ölümü yenmeyi başardı.
Ve aynı yılın Kasım ayında kendisine, ''Elhamdülüllah Kızılbaşım ve Laikim. Ben değil yedi sülalem Kızılbaştır. Bir suç varsa o da dedemdedir! " dediği için, DGM tarafından dava açıldı. Duruşma 27. 12. 01 tarihinde DGM'de yapıldı.
2002 Mayıs ayının 17 si Mahzuni Severler için kara bir gün:
Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Değerli Ozanımız 62 yaşında Almanyanın Köln Şehrinde hayata gözlerini yumdu.
Bu acı ana kadar O, devletin düzenini yıkmak suçundan, hala yargılanıyordu.
Şu an son ikametgahı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor.