Pir Sultan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pir Sultan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Attila İlhan : An Gelir



An Gelir
Paldır Küldür Yıkılır Bulutlar
Gökyüzünde Anlaşılmaz Bir Heybet
O Eski Heyecan Ölür
An Gelir Biter Muhabbet
Çalgılar Susar Heves Kalmaz
Şatârâbân Ölür

Şarabın Gazabından Kork
Çünkü Fena Kırmızıdır
Kan Tutar / Tutan Ölür
Sokaklar Kuşatılmış
Karakollar Taranır
Yağmurda Bir Militan Ölür

An Gelir
Ömrünün Hırsızıdır
Her Ölen Pişman Ölür
Hep Yanlış Anlaşılmıştır
Hayalleri Yasaklanmış
An Gelir Şimşek Yalar
Masmavi Dehşetiyle Siyaset Meydanını
Direkler Çatırdar Yalnızlıktan
Sehpada Pir Sultan Ölür

Son Umut Kırılmıştır
Kaf Dağı’nın Ardındaki
Ne Selam Artık Ne Sabah
Kimseler Bilmez Nerdeler
Namlı Masal Sevdalıları
Evvel Zaman İçinde
Kalbur Saman Ölür
Kubbelerde Uğuldar Bâkî
Çeşmelerden Akar Sinan
An Gelir
-Lâ İlâhe İllallah-
Kanunî Süleyman Ölür

Görünmez Bir Mezarlıktır Zaman
Şairler Dolaşır Saf Saf
Tenhalarında Şiir Söyleyerek
Kim Duysa / Korkudan Ölür
-Tahrip Gücü Yüksek-
Saatlı Bir Bombadır Patlar
An Gelir
Attilâ İlhan Ölür
             

Attila İlhan


31 Temmuz 2017 Pazartesi

Hasan Hüseyin Korkmazgil : Acıyı Bal Eyledik


Acıyı Bal Eyledik

«pir sultan ölür dirilir»

bak şu bebelerin güzelliğine 
kaşı destan 
gözü destan 
elleri kan içinde

kör olasın demiyorum 
kör olma da
gör beni

damda birlikte yatmışız 
öküzü hoşça tutmuşuz 
koyun değil şu dağlarda 
san kendimizi gütmüşüz 
hor baktık mı karıncaya 
kırdık mı kanadını serçenin 
vurduk mu karacanın yavrulusunu 
ya nasıl kıyarız insana

sen olmasan öldürmek ne 
çürümek ne zindanlarda 
özlem ne ayrılık ne 
yokluk ne yoksulluk ne 
ilenmek ne dilenmek ne 
işsiz güçsüz dolanmak ne 
gün gün ile barışmalı 
kardeş kardeş duruşmalı 
koklaşmalı söyleşmeli 
korka korka yaşamak ne

kahrolasın demiyorum 
kahrolma da 
gör beni

kanadık toprak olduk 
çekildik bayrak olduk 
döküldük yaprak olduk 
geldik bugüne

ekmeği bol eyledik 
acıyı bal eyledik 
sıratı yol eyledik 
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz 
ezilir un geliriz 
bir gider bin geliriz 
beni vurmak kurtuluş mu

kör olasın demiyorum 
kör olma da 
gör beni

Hasan Hüseyin Korkmazgil 

2 Temmuz 2017 Pazar

Edip Akbayram : Türküler Yanmaz


#2Temmuz1993MadımakKatliamı
#Madımak
#UnutMADIMAKlımda
#UnutursakKalbimizKurusun

********************************
Güneşin ak yüzüne bir duman çöktü
Bir türkü çığlıkla ateşe düştü
Kuytu bir köşede bir çiçek küstü
Döktü yaprağını boynunu büktü
********************************
Şu Sivas'ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz
********************************
Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
Bilmez misin ki türküler yanmaz
Günü gelir sanma hesap sorulmaz
Dayanır kapına Pir Sultan ölmez
********************************
Şu Sivas'ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz
********************************
********************************

17 Ekim 2016 Pazartesi

Karşıda Görünen Ne Güzel Yayla Türküsü'nün Hikayesi



Vaktiyle, Hafik ilçesinin Sofular köyünde Hızır adında bir genç varmış.
O zamanlar bu köyün halkı Alevi imiş. Zamanla yoldan çıkmışlar.
Onların bu durumunu beğenmeyen Hızır, köyden ayrılmaya karar vermiş,çıkmış yola.Ha şurası, ha burası derken Banaz’a kadar gelmiş.Pir Sultan’ın yanına azap durmuş.Sonra da müridi olmuş.
Aradan seneler geçmiş, bir gün Hızır:“Pirim, demiş; Sen herkese himmet ediyorsun, herbiri çeşitli makamlara geçiyor, ne olur, bana da himmet et, büyük adam olayım, ben de bir makama geçeyim.”
Pir Sultan şöyle bir düşündükten sonra gülümsemiş. “Ulan Hızır ben dua ederim, belki sen de büyük adam olursun;
Hatta paşa, vezir de olursun ama, sonunda gelip beni astırırsın.”
Yine de duasını eksik etmemiş.Hızır İstanbul’a gidip saraya girmiş.Ağa, Kapıcıbaşı, Paşa, Beylerbeyi derken vezir olup Sivas valiliğine atanmış.
Pirini unutmamış, haber gönderip huzuruna getirtmiş.Hürmet, izzet, ikram derken bir hayli de sohbet etmişler
Yemekte mükellef bir sofra donanmış.Pir Sultan yiyeceklere şöyle bir bakıp hemen geriye çekilmiş.Paşa şaşırmış.
“Birşey mi oldu pirim?”. Pir Sultan, “Hızır, demiş; Bu yemeklerde zina kokuyor.İçinde yetim hakkı var, sen bunları haram para ile yaptırmışsın.”
Hızır Paşa “Yok pirim” dediyse de dinletememiş.Ama bir hayli de içerlemiş.Pir Sultan biraz daha ileri gidip, “Bunları ben değil, köpeklerim bile yemez.
İstersen çağırayım da gör” demiş.Hemen ünlemiş, köpekler anında gelmişler.Bir tepsiye haram yemek, bir tepsiye helal yemek konmuş.
Önce haram yemekler getirilmiş.Köpekler şöyle bir koklayıp geri geri çekilmişler.
Arkasından helal yemeklerle dolu tepsi gelmiş.Köpekler onu da kokladıktan sonra, kuyruklarını sallaya sallaya yemeye başlamışlar.
Bu hakarete çok kızan Hızır Paşa, hırsını yenemeyip pirini Toprakkale’ye hapsettirmiş.
Eh… Ne de olsa piri.Hırsı geçince bir bahane ile affetmek istemiş.Zindandan çıkartıp demiş ki:
“Bana içinde Şah’ın adı geçmeyen üç deyiş söylersen seni affedeceğim
Yok, söylemezsen kendin bilirsin” Pir Sultan “Peki öyleyse” deyip tezeneye şöyle bir dokunmuş ve,
“Açılın Kapılar Şah’a Gidelim”,
“Kul Olayım Kalem Tutan Ellere” ve
“Karşıda Görünen Ne Güzel Yayla” adlı değişleri okumuş.
(Tüm değişlerde Şah’ın adı defalarca geçiyor)
Pirini affetmeye hazırlanırken, onun hemen her fırsatta Şah’ı anması Hızır Paşa’yı çileden çıkarmış.
Ne söylediğini, ne yaptığını bilemez hale gelmiş.Yanındakilere emretmiş:

“Asın bunu”.