Eren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2016 Pazar

Erdal Eren'in Biyografisi



Erdal Eren (25 Eylül 1964,Şebinkarahisar, Giresun - 13 Aralık 1980, Ankara),
 

12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen ve asılarak idam edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi.
 
Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 tarihinde Milliyetçi Hareket Parti'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürüldü.

Erdal Eren, Suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980 günü düzenlenen gösteride gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı.
 

Gösteri sırasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Erdal Eren, yargılanarak 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkûm edildi.
 

Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde infaz edildi.
 

Erdal idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziya?et eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan'a, "Avukatıyla görüştüşülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18'den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını" söyledi.

İdam kararı verilen Erdal Eren'in 17 olan yaşı bir gün içinde 18 olarak büyütüldü ve sonrasında hemen idam edildi.
 

Ağabeyi Erkan Eren, Erdal'ın Mamak Askeri Cezaevi'nde tutuklu kaldığı dönemde gördüğü ağır işkencenin izlerine tanık olduğunu dile getirdi.
 

Erdal'ın idam edildiği tarihte yaşının 18'den küçük olduğunu belirten Erkan Eren, infazı radyodan öğrendiklerini ve Erdal'ın kimsesizler mezarına gömülmek istendiğini söyledi.
 

Ali Ekber Eren'in Biyografisi


1956 yılında türkülerin harmanı olan

Sivas’ın Divriği ilçesinin Sincan nahiyesinde doğdu.


Sanat yaşamına ; bulunduğu yöre türkülerini dinleyerek ,


deyişler, semahlar okuyarak başladı.


İlk ustası babası İbrahim Eren (AĞA DAYI);


86 yıllık yaşamının 60 yılını bağlama yaparak geçiren ve yörenin sayılı ozanlarındandı.


Köyden şehire ilk göçlerinde toplumsal ,siyasal ve sosyal olaylar Ali Ekber Eren’i yerel boyuttan kurtarıp ;


PİR SULTAN ABDAL , MAHSUNİ ŞERİF’ , DAVUT SULARI ve RUHİ SU’ nun etkisinde bırakmıştır.


Bu dört öncü ozanlar ALİ EKBER EREN ‘in sanat yaşamına kılavuz oldu.


Çıraklığı babasının bağlama atölyesinde geçen ALİ EKBER EREN onu dinlemekle ve sanatçı dostlarını tanımakla birlikte bağlamaya olan sevgisi de iyice pekişti.


1980 yılına kadar Bağlama ile türküleri kendine çalıp söyleyen EREN ; “o yıllar benim emekleme dönemimdir”der.


12 eylül 1980 döneminden sonra Demokratik kitle örgütlerinin gecelerine katıldı.


Kendi ürettiği türkülerini halkla beraber okuma zamanının geldiğine inanan EREN 1989 yılında ilk albümü olan DOSTLAR MUHABBETİ ni


Hasret Gültekin ,Abuzer Karakoç ve Hüseyin Aydın ile çıkardı.


Sonraki yıllarda solo albümlerinden; TÜRKÜLERDE BİZ VARIZ , ANLAMADIM BU NE HALDI , DAĞLI YÜREK , EYLEM EYLE , VE BÖYLE KAL albümlerini çıkarmıştır.


Yurt içinde ve yurt dışında yüzlerce etkinliklere katılmıştır.Kendine has sanat tarzıyla bütün kitlelerin beyenisini kazannıştır.


“Sanat bir düşünce ve eylem alanıdır”. Diyen EREN “Bende sisteme : türkülerimle isyanlarımı ve tepkilerimi anlatmaya çalıştım diyor.


Sanat araçtır.amaç olmamalıdır .Türküler sesli düşüncelerimizdir. Kültürel değerleri diri tutan , toplumsal bir rafinedir.


Bir müzik üreticisinin kitlelere vereceği mesaj; yaşadığı çağın işlevini taşımıyorsa o kişi müzik üreticisi değildir.


Türkü dinleyenler kadar türkü söyleyenleride çoğaltalımki korkular yok olsun ve demokrasi çabuk gelsin.


Sanatçı yaşadığı çağı sorgulayandır. cağa tanık olandır.


Şair derki “ KORKAK İNSANLARIN YİĞİT TÜRKÜLERİ OLMAZ., YİĞİT TÜRKÜLERİ DE KORKAK İNSANLAR SÖYLEYEMEZ.



Evli ve iki çocuk babası olan EREN “hep böyle kalın,onurlu kalın “diyor..