Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur.Çünkü,kötü insanların türküleri yoktur↔Neşet Ertaş
Bir Ulusun türkülerini yapanlar,yasalarını yapanlardan daha güçlüdür↔Shakespeare
Sevdim insanlardan çok türkülerini.İnsansız yaşayabildim,türküsüz hiçbir zaman↔Nazım Hikmet
Türküler kırk bin yıl su altında kalmış,yıkanmış,cilalanmış çakıl taşı gibidir↔Yaşar Kemal
Ne zaman bir köy türküsü duysam,şairliğimden utanırım↔Bedri Rahmi
Türküz türkü çağırırız↔Veysel
2 Ağustos 2017 Çarşamba
Nazım Hikmet RAN : Duvar
DUVAR
İZMİR'DEN AKDENİZE DÖKÜLEN
VE YAKINDA BOMBAY'DAN HİNT DENİZİNE
DÖKÜLECEK OLAN EMPERYALİZMİN,
ŞARKI SARAN DUVARI
HAKKINDA YAZILMIŞTIR
Karataştan çerçeveye gömülen,
güneşi parça parça bölen
demir parmaklık…
Dayadım
alnımı
demir parmaklığa;
parmaklık alnıma
gömüldü.
Kemikli geniş alnımı parça parça böldü..
Alnım:
parmaklığa dayalı.
Yüzüm:
kana boyalı.
Bu kan benim kanım.
Eşyayı bu kanlı perdeden görüyor gözüm.
Karataştan çerçeveye gömülen,
güneşi parça parça bölen
demir par-mak-lık
*
Orda;
o duvarda,
o duvarın dibinde
bizimkilerin bağlandı kolları.
O duvarı
bizim için yaptılar..
O duvar
darağaçlarının sabunlu ipi
gibi
parlıyor.
O duvar;
o duvarda keskinliği var
taze kanlı etleri parçalayan
yosunlu, ıslak
dişlerin…
O duvar;
gözleri afyon dumanlı keşişlerin
bellerindeki kara kuşak gibi sarılmış
kürenin gırtlağında!.
O duvarın ilk temel taşı,
emperyalizmin ilk adımından geliyor.
O duvarın dibinde
bizimkilerin
Eyfeller gibi kemikleri yükseliyor.
O duvarın bir ucu:
tahta sapanlı sarı Çin'de;
öbür ucu:
çelikleri elektrikli New-York'un içinde.
Her bankada hisse senetleri var
onun.
O duvar
Lordlar kamarasından lord Gürzon'un
noktaları imparator armalı bir nutku gibi geçiriyor.
Eyfel'in tepesinden avlarını seçiyor,
dayanarak Hinderburg'un altın çivili heykeline
topluyor Berlin sokaklarını eline.
O duvarın taşlarına sürterek dilini
kara gömlekli Mussolini
bekliyor nöbet.
İtalya'nın çizmesi
yüzüyor kanda!!
O duvar
İkinci bir Balkan gibi yükseliyor Balkan'da!
O duvar
O duvar, o duvar…
O duvarın dibinde
bizimkiler kurşunlanıyorlar!..
O duvar
kadar
uzun bir destanı var,
o duvarın dibindeki her bir karış yerin.
O duvarın dibinde ölenlerin
koparıyorlar erkekliğini,
gençlik aşısı yapmak için
milyonerlerin
kibrit çöpünden frengili iskeletlerine!
Milyonerler
gömülüp orospuların etlerine
bir radyo-konser gibi dinliyorlar:
o duvarın dibinde yere serilen
idam emirlerini!.
O duvar,
o duvarın dibinde seferberlik var.
1914 den daha büyük,
daha mel'un
bir seferberlik…
Karanlıklar
güneş altında nasıl kaçarsa bir deliğe,
koşuyor emperyalistler
bu seferberliğe:
Britanya dretnotlarının cemiyeti akvamı,
beyaz eldivenleri barut kokan diplomat,
çürümüş insan eti müstahsili
emperyalist Jeneral,
II nci Enternasyonal;
zehirli çiçeklerini toplamak için
"din"in
toprağını gübreleyen, kazan,
eserlerini banknotlara yazan
filozof,
permanganatın âşıkı şair,
ölüm şuaı satan kimyager,
hepsi seferber
seferber
o duvarın bayrağı altında..
O duvar
o duvar, o duvar
O duvarın dibinde
bizimkiler kurşunlanıyorlar…
CEVAP
O duvar
o duvarınız,
vız gelir bize vız!.
Bizim kuvvetimizdeki hız,
ne bir din adamının dumanlı vadinden,
ne de bir hülyanın gönlü yakışındandır.
O yalnız
tarihin o durdurulmaz akışındandır.
Bize karşı koyanlar
karşı koymuş demektir:
maddede hareketin,
yürüyen cemiyetin
ezelî kanunlarına.
Sükûn yok, hareket var
Bugün yarına çıkar,
Yarın bugünü yıkar
ve bu dumandan akar
akar
akar.
Biz bugünün kahramanı,
yarının
münadisiyiz.
Bu durmadan akan,
yıkıp yapan
akışın
çizgilenmiş sesiyiz.
Biz,
adımlarını tarihin akışına uyduran
temelleri çöken emperyalizme vuran,
yarını kuran
larız.
O duvar
o duvarınız
vız gelir bize vız!..
Nâzım Hikmet Ran
31 Temmuz 2017 Pazartesi
Yıldıray Çınar : Aman Dünya Ne Dar Imış
Aman dünya ne dar ımış
Dert çekmesi ne zor umuş
İçerimde yare varmış
Dermanını arar oldum
Bu derdimin dermanını
Kalem yazmaz soranını
Ecel gelmiş can mı gider
Okur ecel fermanımı
Dertli dertli gezer oldum
Ben derdimi yazar oldum
Bu derdimi ben çeke çeke
Hem canımdan bezer oldum
Söz ve Müzik : Neşet Ertaş
Yöre : Kırşehir
Hasan Hüseyin Korkmazgil : Acıyı Bal Eyledik
Acıyı Bal Eyledik
«pir sultan ölür dirilir»
bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde
kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni
damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana
sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne
kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni
kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni
Hasan Hüseyin Korkmazgil
29 Temmuz 2017 Cumartesi
Sevcan Orhan : Şu Dağlarda Kar Olsaydım
Şu dağlarda kar olsaydım olsaydım
Bir asi rüzgâr olsaydım olsaydım
Arar bulur muydun beni beni
Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım
Şu yangında har olsaydım olsaydım
Ağlayıp bizâr olsaydım olsaydım
Belki yaslanırdın bana bana
Mahpusta duvar olsaydım olsaydım
Şu bozkırda han olsaydım olsaydım
Yıkık perişan olsaydım olsaydım
Yine sever miydin beni beni
Simsiyah duman olsaydım olsaydım
Şu yarada kan olsaydım olsaydım
Dökülüp ziyan olsaydım olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım olsaydım
Yusuf Hayaloğlu
Hacı Taşan : Allı Turnam ve Bugün Ayın Işığı
Allı turnam bizim ele varırsan
Şeker söyle kaymak söyle bal söyle
Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey
Eğer bizi sual eden olursa
Boynu bükük benzi soluk yar söyle
Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey
Allı turnam ne gezersin havada
Arabam kırıldı kaldım burada
Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey
Ne onmamış kul imişim dünyada
Akşam olsun allı turnam dön geri
Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey
Arap atın iyisine binerler
Mor çiçeğin koyusuna konarlar
Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey
Keskinli Hacı Taşan - Keskin
* * * * *
Bugün
ayın ışığı
Elinde
bal kaşığı
Gine
nerden geliyon da
Mehlenin
yakışığı
Vay
nerdesin nerdesin
Galdır
camın perdesin
Diyeceğim
çoğ amma da
Pek
galabalık yerdesin
Karşıdan
geçti gelin
Elinde
desti gelin
Sallan
boyun göreyim de
Gençliğim
geçti gelin
Vay ne
olur ne olur
Sevda
sırınan olur
Gözdür
alemi gezerde
Gönül
birinen olur
Keskinli
Hacı Taşan
Hacı Taşan : Allı Turnam ve Bugün Ayın Işığı
27 Temmuz 2017 Perşembe
22 Temmuz 2017 Cumartesi
Sevcan Orhan : Nazlı Yar Oturmuş Gül Gölgesine
Nazlı yar
oturmuş gül gölgesine
Katmış figanını
bülbül sesine
Ben yanar
ağlarım onun nesine
Perişan olduğum
umurunda mı
Ezele de
deli gönül ezele
Kapılmışım
bir vefasız güzele
Kurudu bağlarım
döndü gazele
Sararıp solduğum
umurunda mı
(saçımı
yolduğum umurunda mı)
Arasam bulunmaz
eşi emsali
Bana nasıl
reva gördün bu hali
Aşkına düşeli
mecnun misali
Saçımı yolduğum
umurunda mı
Fikretim
bu gönlüm bulmadı rahat
Kalmadı gönlümde
ne lezzet ne tat
Her saniye
her dakika her saat
Dirilip öldüğüm
umurunda mı
(saçımı
yolduğum umurunda mı)
Ezele de
deli gönül ezele
Kapılmışım
bir vefasız güzele
Kurudu bağlarım
döndü gazele
Sararıp solduğum
umurunda mı
(saçımı
yolduğum umurunda mı)
Söz : Fikret Dikmen
Müzik : Yusuf Gül
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


