17 Eylül 2017 Pazar

Zara : Değme Felek



Bugün benim efkarım var zarım var
Değme felek değme telime benim
Gül yüzlü cananı elden aldırdım
Ecel oku değdi gülüme benim
Değme felek değme telime benim

Lokman hekim gelse sarmaz yarayı
Hilebaz dostunan açtık arayı
Ne köşkümü koydu ne de sarayı
Baykuşlar tünedi dalıma benim
Değme felek değme telime benim

Özlemi'yem başım dumanlı dağlar
Gözlerim yaşlı da içim kan ağlar
Güz ayları geldi bozuldu bağlar
Hazan yeli değdi gülüme benim
Değme felek değme telime benim

Aşık Özlemi

Aşık Özlemi,Amasya’ya bağlı Gümüşhacıköy ilçesi İmirler köyünde yaşamış

İstiklal savaşı gazilerinden Çolak Hüseyin’in iki oğlundan,

büyük oğlu Çolağın Hasan olarak anılan Hasan BADEM’ in oğludur.

Aşık Özlemi(Muammer BADEM) 1957 yılında dünyaya gelmiştir.

Aşık Özlemi, küçük yaşta köylerine gelen aşıklardan çok etkilenmiş bu şekilde müzikle yolculuğu başlamış ve

yıllar geçtikçe aşıklık geleneğinin içinde bulmuştur kendisini.

Ortaokul yıllarında sesi ve sazıyla dikkat çekmeye başlar.Muammer Badem’in, kendisini geliştirmesinde büyük etkisi olan büyük ozan Aşık Mahsuni Şerif ile

bu yıllarda yolu kesişir. Anadoluda ,Bektaşi kültürünün dost meclislerinde meşk(usta çırak ilişkisi) etme fırsatınıda yakalar.

Ancak büyük ozan Mahsuni; yarım kalan eğitimine devam etmesini ister ve ortaokula yeniden kayıt yaptırıp bitirdikten sonra liseye kaydını yaptırır.

Yaşamında iz bırakan yıllarını bu dönemde yaşayacaktır.Muammer BADEM ,ÖZLEMİ mahlasıyla ilk bestelerini yapar ve Anadoluda tanınmaya başlar.

Lisede bir kıza aşık olur, kız da onu sever.Hiç ayrılmayacaklarına,her zaman buluştukları ağacın altında söz verirler.

Sevdiği kız ona,her zaman cebinde sakladığı isminin baş harfi oyalı mendilini bu ağacın altında hediye eder.

Özlemi, liseyi bitirdikten sonra Ankara Basın Yayın Yüksek Okulu’nu kazanır ve sevdalısı ile okulu bitirdikten sonra evlenecekleri sözüyle vedalaşırlar.

1980 ihtilali olmuştur ve Aşık Özlemi”nin “BİTANEM” şiiri Devrimci Yol Gençlik Derneği’nin panosunda asılı olduğu için dernekle ilgisinin olmamasına karşın

tutuklanır ve hayatının ikibuçuk yılı cezaevinde geçer.Okul hayatıda bitmiştir.Cezaevinden çıktıktan sonra ailesinin yanına döner.

Çektiği acıları sevdiğini düşünerek unutmaya çalışır.Ailesine,sevdiği kızı istemelerini diler.

Anne ve babası kızı istemeye gider ancak,kızın ailesi;bizim hapislerde yatan bir kişiye verecek kızımız yoktur diyerek kızlarını vermezler.

Vermedikleri gibi kısa bir süre içinde başkasıyla evlendirirler.Aşık Özlemi”nin yüreğine hiç sönmeyecek bir ateş düşmüştür o anda.

(Özlemi,çok üzülmüştü,kırılmıştı sevdiği kıza.Çünkü,birbirlerine söz vermişlerdi.

Kaderine küsmüş,yeni bir hayata başlayarak,acısını unutmaya terk etmişti.Ancak içindeki aşk özlemi hiç bitmemiştir.)

Özlemi,yeni besteleriyle sanat camiasında iyice tanınmaya başlamış,konserlere,televizyon ve radyo programlarına daha sık katılmaya başlamıştı.

Sakin,mütevazı bir hayatı vardı.Bir gün,kendisini derinden üzen bir haber aldı.Yıllar önceki sevdiği kız ölmüştü.Donuk bir tavırla tepki vermişti.

Çünkü,içinde hala kırgınlık vardı.Ama içine ikinci bir ateş düşmüştü.

Hayatını kaybeden eski sevdiği kızın yakınları ısrarla onun cenazeye katılmasını istiyorlardı.Ancak Özlemi,kararlıydı gitmeyecekti.

Fakat gelmesi için ısrar ediliyordu.Ve,ısrarın nedeni sonunda açıklandı..Hayatını kaybeden sevdiğinin bir vasiyeti vardı.

Yakınlarına bir ağaçtan bahsetmiş ve o ağacın altında toprağa verilmek istemiş.İşte o ağacın yerini bilen tek kişi kendisiydi.

Özlemi, bir radyo programına konuk olur.Sevdiğinin ölüm haberinin acısı hala yüreğindedir.

Programda ilk türküsünü söylemesi istenir,ancak Özlemi”nin aklına yüzlerce türküden hiç birisi gelmez.

O anki hisleriyle sazının teline vurur ve ağzından şu dörtlükler dökülür:

BUGÜN BENİM EFKARIM VAR ZARIM VAR

DEĞME FELEK DEĞME DEĞME TELİME BENİM

GÜL YÜZLÜ CANANI YAR YAR ELDEN ALDIRDIM

ECEL OKU DEĞDİ YAR YAR GÜLÜME BENİM

DEĞME FELEK DEĞME DEĞME TELİME BENİM

***********************************************************

LOKMAN HEKİM GELSE DOST DOST SARMAZ YARAYI

HİLEBAZ DOSTUNAN YAR YAR AÇTIK ARAYI

NE KÖŞKÜMÜ KOYDU YAR YAR NE DE SARAYI

BAYKUŞLAR TÜNEDİ DOST DOST DALIMA BENİM 

DEĞME FELEK DEĞME DEĞME TELİME BENİM

***********************************************************

ÖZLEMİYEM BAŞIM YAR YAR DUMANLI DAĞLAR

GÖZLERİM YAŞLI DA YAR YAR İÇİM KAN AĞLAR 

GÜZ AYLARI GELDİ YAR YAR BOZULDU BAĞLAR

HAZAN YELİ DEĞDİ DEĞDİ GÜLÜME BENİM

DEĞME FELEK DEĞME DEĞME TELİME BENİM

Özlemi,o anki duygularıyla bu türküyü çalıp söylerken duygulanır ve türkü bittikten sonra cebinden sevdiğinin baş harfi oyalı mendilini çıkarır ve göz yaşlarını siler.

Aşık Özlemi’nin bu türküsünü ilk olarak Sabahat AKKİRAZ seslendirir ve ardından sayısız sanatçılar tarafından söylenmiştir.

Bu kadar güzel, duygulu bir türkü, yoğun duygular içinde doğmuştur.Aşık ÖZLEMİ’ye minnetle saygılar sunuyor,uzun ömürler diliyorum.

Ali ÇELİK

Yayın Tarihi :16 Aralık 2012

İstanbul'da 4 Mart 2014 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden

'Değme Felek', 'Suna Boylum', 'Ben Gülmedim' gibi sevilen eserlerin bestecisi ve söz yazarı Muammer Badem için

bugün memleketi Amasya'nın Gümüşhacıköy İlçesi İmirler Köyü'nde tören düzenlendi.

'Aşık Özlemi' olarak tanınan Muammer Badem'in cenazesine Türkiye'nin birçok yerinden halk ozanı ve sevenleri ile katıldı.

Oğlu Ozan Can Bademi, kızı Ezgican Bademi, kardeşleri Mukaddes, Kemal ve Azmi Bademi taziyeleri kabul etti.

Oğlu ve kızı güçlükle ayakta dururken yakınları tarafından teskin edilmeye çalışıldı.

Cemevi önündeki törende yapılan konuşmaların ardından Muammer Badem, aile kabristanlığında toprağa verildi.

Zara : Değme Felek

16 Eylül 2017 Cumartesi

Neriman Altındağ Tüfekçi : Ben de Şu Dünyaya Geldim Geleli



Ben de şu dünyaya geldim geleli
Ah neyleyim gamlı gönlüm şad olmaz
(Ah beni beni)
Felek bana gülme dedi cihanda
Ben gülsem de felek razı olmaz
(Oy oy olmaz ah olmaz ey)

Bilmem şu feleğin nesi var bende
Gece gündüz ağlarım gözlerim kanda
(Vay beni beni)
Kim istemez şad olmayı cihanda
Ben şad olsam gamlı gönül şad olmaz (oy oy)
Belalı başım ben nasıl edim (oy oy oy)

Kaynak Kişi : Aşık Hasan Hüseyin
Yöre : Gaziantep

Neriman Altındağ Tüfekçi : Ben de Şu Dünyaya Geldim Geleli

15 Eylül 2017 Cuma

Nazım Hikmet RAN : Bulut mu Olsam


Bulut mu Olsam

Denizin üstünde ala bulut 
yüzünde gümüş gemi 
içinde sarı balık 
dibinde mavi yosun 
kıyıda bir çıplak adam 
                                durmuş düşünür. 

Bulut mu olsam, 
gemi mi yoksa? 
Balık mı olsam, 
yosun mu yoksa? .. 
Ne o, ne o, ne o. 
Deniz olunmalı, oğlum, 
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

Nazım Hikmet RAN


14 Eylül 2017 Perşembe

#HatunTuğlukHepimizinAnnesi


#HatunTuğlukHepimizinAnnesi
Ölüyü mezardan çıkarttıran FAŞİST,
DUR demeyen herkese yarın aynısını yapacaktır.
#SusmaSustukçaSıraSanaGelecek


Tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un Ankara’da vefat eden annesi Hatun Tuğluk’un cenazesi bir grubun müdahale etmesi sonucu gömülemedi
Önceki akşam hayatını kaybeden Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk için dün ilk olarak Batıkent’te bir cemevinde tören yapıldı. Törene, HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir, eski Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk ve bazı HDP’li milletvekilleri ile yakınları katıldı. Kocaeli Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Aysel Tuğluk da özel izinle jandarma eşliğinde cenazeye katıldı. Cemevindeki törenin ardından cenaze defnedilmek üzere Gölbaşı İncek mezarlığına getirildi.

YÜZLERCE KİŞİ GELDİ

Burada cenazenin defin işlemleri sürerken dışarıdan gelen 9-10 kişilik bir grup cenazenin gömülmesini istemedi. Grubun tepkisinin ardından törene gelenler defin işlemine devam ederken, grubun haber vermesi üzerine araba, kamyon ve traktörlerle yüzlerce kişi mezarlığa geldi. Grup daha sonra cenaze törenine katılanlara saldırmak istedi. Grubun saldırısı sonrası polis ekipleri araya girerek olayların büyümesini engelledi. Grubun saldırısı sonucu törene gelenler de mezarlıkta mahsur kaldı. Grup da bu sırada, “Buradan çıkamazsınız, buraya terörist cenazesi gömdürmeyiz. Burası Ermeni mezarlığı değil” sloganları attı ve küfürler etmeye devam etti.

TOPRAK TEKRAR AÇILDI

Müdahalenin uzun süre devam etmesi üzerine de toprak açılarak cenaze mezardan çıkarıldı. Cenaze aracına konulan Tuğluk’un cenazesi mezarlıktan çıkarıldı. Cenaze aracı jandarma eşliğinde Tulumtaş Köyü yakınlarına getirildi.

BAKAN SOYLU DEVREYE GİRDİ

Yaşanan olayın ardından Parti Sözcüsü Osman Baydemir, İçişleri Bakanlığı ile temasa geçti. Baydemir ve Tuğluk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüştü. Soylu, cenazenin gömülebileğini, önlemlerin alındığını Baydemir ve Tuğluk’a iletti. Ancak aile kabul etmedi ve cenaze Cemevine götürüldü. Gece saatlerine Cemevine getirilen cenazenin Alevi inancı gereği kefeni değiştirildi. HDP de olayın ardından Genel Merkez’de toplantı yaptı. Ailenin cenazeyi sabah saatlerinde Tunceli’ye götüreceği öğrenildi. Cezaevinden özel izinle çıkan Tuğluk’un da geceyi jandarma eşliğinde evinde geçireceği kaydedildi.

VALİLİK'TEN AÇIKLAMA GELDİ: ADLİ VE İDARİ İŞLEM BAŞLATILDI


Ankara Valiliği de konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Vefat eden eski Milletvekili Aysel Tuğluk’un annesi, merhume Hatun Tuğluk’un, İncek Mahallesi Mezarlığına defninde, 20-25 kişilik bir grubun sataşma girişimi meydana gelmiştir.
Güvenlik güçleri olaya hemen müdahale ederek gerekli güvenlik tedbirlerini almış ve bu grubu mezarlık alanının dışına çıkarmıştır. Bu olaydan sonra cenaze sahipleri merhume Hatun Tuğluk’un İncek Mahallesi Mezarlığına defninden vazgeçmişlerdir.

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU MEZARLIĞA GİTTİ


Bunun üzerine, İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu ile birlikte derhal mezarlık alanına intikal edilmiş ve alınan tedbirler gözden geçirilmiştir. Mezarlık alanında bulunan Milletvekilleri ve merhumenin ailesi ve yakınları ile görüşülüp, cenazenin defni konusunda ailenin alacağı kararın, uygulanması için her türlü tedbirinin alınacağı hususu kendilerine ifade edilmiştir.

Ailesi ve yakınları bu konuyu değerlendirmek üzere, bir araya geldiler. Ailenin ve diğer yakınlarının vereceği karara göre defin işlemi yapılacaktır.

Valiliğimiz defin işlemleri dahil her türlü yardımı yapacak ve gerekli tedbirleri alacaktır. Merhumeye Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.

Ayrıca, mezarlık alanında definde gelişen sataşma olayı ile ilgili olarak adli ve idari işlem başlatılmıştır.”


HDP'nin tutuklu milletvekillerinden Aysel Tuğluk'un annesi Hatun Tuğluk'un Gölbaşı mezarlığı'na bugün defnedilen cenazesi yapılan saldırının ardından mezardan çıkarıldı. Tuğluk'un cenazesi yeniden kefenlenmesi için Batıkent Cemevi'ne getirildi.  (Hürriyet)


13 Eylül 2017 Çarşamba

Hasan Hüseyin Korkmazgil : Acılara Tutunmak


Acılara Tutunmak

Acı çekmek özgürlükse 
Özgürdük ikimiz de 
O, yuvasız çalıkuşu 
Bense kafeste kanarya 
O, dolaşmış daldan dala 
Savurmuş yüreğini 
Ben bölmüşüm yüreğimi 
Başkaldıran dizelere 
Kavuşmak özgürlükse 
özgürdük ikimiz de 
elleri çığlık çığlık 
yanyana iki dünya 
ikimiz iki dağdan 
iki hırçın su gibi 
akıp gelmiştik 
buluşmuştuk bir kavşakta 
unutmuştuk ayrılığı 
yok saymıştık özlemeyi 
şarkımıza dalmıştık 
mutluluk mavi çocuk 
oynardı bahçemizde 
aramakmış oysa sevmek 
özlemekmiş oysa sevmek 
bulup bulup yitirmekmiş 
düşsel bir oyuncağı 
yalanmış hepsi yalan 
sevmek diye bir şey vardı 
sevmek diye bir şey yokmuş 
Acı çektim günlerce 
Acı çektim susarak 
Şu kısacık konutlukta 
Deprem kargaşasında 
Yaşadım bir kaç bin yıl 
Acılara tutunarak 
Acı çekmek özgürlükse 
Özgürüz ikimizde 
acılardan artakalan 
işte o bakışlarmış 
kuğu diye gözlerimde 
gün batımı bulutlarmış 
yalanmış hepsi yalan 
savrulup gitmek varmış 
ayrı yörüngelerde...

Hasan Hüseyin Korkmazgil 

12 Eylül 2017 Salı

Türkiye'yi gericiliğe teslim eden 12 Eylül Faşist Darbesi'nin 37. yılı...



YOK ASLINDA BİRBİRLERİNDEN FARKLARI...
İKİSİ DE AMERİKAN KUKLALARI... 
FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA DİRENENLERE BİN SELAM OLSUN!.. 

Türkiye'de solun yükselişini engellemek, 1960'larda başlayan Cumhuriyetten sonra ve onu tamamlayacak nitelikteki ikinci büyük aydınlanma hamlesini bastırmak için yapılan Amerikancı faşist darbenin 37. yıldönümü. Bir bilanço çıkardık.

Türkiye 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin 37. yılında yeni bir karanlığı yaşıyor. Türkiye'de solun yükselişini engellemek, 1960'larda başlayan Cumhuriyetten sonra ve onu tamamlayacak nitelikteki ikinci büyük aydınlanma hamlesini bastırmak, ABD ve
Batılı emperyalist güçlerin küresel ve bölgesel çıkarlarını korumak, ülke içinde işbirlikçi sermayenin servet (sermaye) birikimini garanti altına almak ve toplumsal uyanışı ezmek için yapılan 12 Eylül darbesi, bugünleri hazırladı.Solun önünü kesmek ve toplumsal uyanışı engellemek için siyasal islamcılığın önünü açan, tarikatları destekleyen, ülkede imam hatip liselerini yaygınlaştıran "Türk-İslam sentezi" adı verilen gerici-faşist bir ideolojik anlayışı resmi görüş haline getiren 12 Eylül darbecileri, Türkiye'nin karşı devrimci AKP-Cemaat yobazlığına teslim edilmesinin de yolunu açtı. Bu nedenle, bugün darbelere karşı olduklarını söyleyen iki yüzlü bir tutum içindeki islamcıların neredeyse tamamı 12 Eylül darbesini destekledi.
ABC Gazetesi olarak ;Türkiye'yi AKP gericiliğine teslim eden, 15 temmuz islamcı darbesinin zeminini hazırlayan 12 Eylül darbesinin yıl dönümünde Haziran Hareketi'nin yayınladığı bildiriyi, ortaklaşılabilecek bir dönem ve güncel durum değerlendirmesini içermesi bakımından aşağıya alıyoruz.
HAZİRAN HAREKETİ'NİN BİLDİRİSİ
"12 Eylül'de sabaha karşı saat dörtte, cunta şefi Kenan Evren'in okuduğu bildiri ile sökün eden karanlığın 37. yılındayız.
"12 Eylül askeri faşist darbesi, başını ABD'nin çektiği emperyalist haydutların ve TÜSİAD'da temsil edilen işbirlikçi sermayenin onayıyla, halka karşı yapılmıştı. Amaç sendikaları, dernekleri, parti ve örgütleriyle yüzünü özgürlük ve bağımsızlık mücadelesine dönmüş bir halkın en örgütlü, en dinamik kesimlerinin tasfiyesi olmakla birlikte, uzun vadede biat eden, itaatkar bir toplum yaratılmak istenmişti
"12 Eylül cuntacılarının yaptıkları ilk iş, "Yeşil Kuşak" projesiyle uyumlu bir şekilde "Türk İslam Sentezi"ni uygulamaya sokmak oldu. "Şeriatın parmağı acımaz" diyerek on binlerce insanın tutuklanmasının, yüzlercesinin işkencelerde sakat kalmasının, onlarcasının ölümünün sorumlusu olan Evren'in imzasıyla din dersi zorunlu hale getirildi, kula kulluk etmeyi kolaylaştıracak her türlü tarikat örgütlenmesinin önü açıldı.
"Hiç kuşku yok ki, bugünkü karanlığın mimarı 12 Eylül'dür. Siyasal İslam, 12 Eylül'ün yaratmış olduğu siyasi, hukuki ve kültürel iklim içinde serpilip boy atmıştır. Erdoğan'ın şahsında cisimleşen otoriter faşist anlayışla 12 Eylül, aynı siyasi genetiğin ürünüdür. AKP Saray faşizmi, 12 Eylül faşizminin devamıdır.
"Siyasal İslam'ın iki blok örgütlenmesi olarak Cemaat ve AKP, baştan itibaren bir büyük gerici projenin ortakları olarak hareket etmişlerdir. 15 Temmuz Darbe Girişimi ile birlikte aralarındaki çelişkinin ölümcül bir hale gelmiş olması bu gerçeği değiştirmez; Cemaat ve AKP'nin rejimi değiştirebilecek bir güç haline gelmesini sağlayan 12 Eylül'dür.
"Bugün AKP, eski ortağı Cemaatle hesaplaşma adına OHAL altında 12 Eylülcülerden öğrendiği ne varsa bir bir hayata geçiriyor.
"12 Eylül’de ‘artık gülme sırası bizde’ demişti patronlar; AKP'nin 14 yıllık iktidarı süresince de hep gülmüşlerdi. Şimdi, 15 Temmuz sonrası uygulamaya sokulan OHAL'le birlikte AKP, sermayeye dikensiz gül bahçesi vaad ediyor. KHK'ler aracılığıyla emeğin tüm birikimlerine el koyuyor, doğanın sorgusuz sualsiz  talan edilebilmesi için tüm hukuksuzlukların önünü ardına kadar açıyor.
"Cemaat tasfiyesi adı altında başlatılan uygulamalar, tüm muhalefet ve toplumu sindirmeye yönelik operasyona dönüştürülmüş durumda. 12 Eylül uygulamalarını aratmayacak şekilde ilerici, demokrat kesimler kamudan tasfiye ediliyor. Bilimsel ve laik eğitimin kalan son kırıntılarını ortadan kaldırmak için eğitim emekçileri türlü bahanelerle açığa alınıyor, üniversitelerden atılıyor. AKP’li olmayan herkes tıpkı 12 Eylül'de olduğu gibi teröristlikle yaftalanarak hedef tahtasına oturtuluyor.
"12 Eylül’ün Meclis’i kapatmasına benzer şekilde Meclis kapatılıyor. OHAL yetkileri de aşılarak anayasa devre dışı bırakılıyor. Belediyelere kayyum atama hazırlıklarıyla birlikte kısmi demokratik haklar, kendini "milli irade"nin yerine geçirmiş bir diktacı zihniyet tarafından ortadan kaldırılıyor.
"Karanlığın, örgütlenmiş kötülüğün iktidarı hükmünü sürdürüyor. AKP, kendi 12 Eylül'ünü örgütlüyor!
"Bu bir kavga! Karanlıkla aydınlığın kavgası! Bu  böyle gitmez, gitmeyecek! Biliyoruz! 12 Eylül karanlığını; her yanıyla çürümüş, yolsuzlukları, hırsızlıkları, zorbalıkları ayyuka çıkmış AKP Diktası'nı yeneceğiz! Gelecek güzel günlere olan inancımız tamdır. / Haziran Hareketi"
12 DARBESİNİN BİLANÇOSU
Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının liderliğindeki cuntanın 12 Eylül'de hayata geçirdiği kanlı darbenin üzerinden 37 yıl geçti. Darbenin lideri Kenan Evren geçtiğimiz yıl ölürken, 37 yıl sonra da 12 Eylül'ün ruhu iktidara tutunmaya devam ediyor.
Darbenin 37. yılında 12 Eylül'ün bilançosunu genel hatlarıyla şöyle:
- 650 bin kişi gözaltına alındı.
- 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
- Açılan 210 bin tutuklandı ve açılan çeşitli davalarda yargılandı.
- 7 bin kişi için idam cezası istendi.
- 517 kişiye idam cezası verildi.
- Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı.
- İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.
- 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
- 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.
- 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
- 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
- 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
- 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.
- 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.
- 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
- 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi.
- 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
- Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
- 31 gazeteci cezaevine girdi.
- 300 gazeteci saldırıya uğradı.
- 3 gazeteci silahla öldürüldü.
- Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
- 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
- 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
- Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
- 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 14 kişi açlık grevinde öldü.
- 16 kişi “kaçarken” vuruldu.
- 95 kişi “çatışmada” öldü.
- 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.
- 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.


7 Eylül 2017 Perşembe

Yıldıray Çınar : Gam Yeme Gönül



Kamil olan kalmaz naçar
Gam yeme gönül gam yeme
Kara gündür gelir geçer
Gam yeme gönül gam yeme

Ağır olur Kamil taşı
Akıttım gözümden yaşı
Hafif olur cahil taşı
Gam yeme gönül gam yeme

Gündüz müsün gece misin
Elif misin hece misin
Hüseyin'den(sen Aliden)yüce misin
Gam yeme gönül gam yeme

Derdinden döndüm deliye
Derdimi desem Veli'ye
Neler ettiler Ali'ye
Gam yeme gönül gam yeme

Deliyim bade içerim
İçer serimden geçerim
Alır sunam göçerim
Gam yeme gönül gam yeme

Yöre : Sivas
Kaynak Kişi : Mahmut Erdal
Derleyen : Yıldıray Çınar

Yıldıray Çınar : Gam Yeme Gönül